Bir varmış, bir yokmuş…
Ormanın derinliklerinde, kendi evlerinde yaşayan Üç Ayı varmış. Biri Küçük, Minik, Minikçe Ayı; biri Orta Boy Ayı; biri de Büyük, Kocaman, Devasa Ayı imiş. Her birinin kendine ait bir lapası varmış, oturacak bir sandalyesi varmış, uyuyacak bir yatağı varmış. Küçük, Minik, Minikçe Ayı’nın her şeyi minik, Orta Boy Ayı’nın her şeyi orta, Büyük, Kocaman, Devasa Ayı’nın her şeyi koca koca imiş.
Bir sabah, Ayılar kahvaltılık lapalarını hazırlamışlar. Küçük, Minik, Minikçe Ayı’nın lapası küçük tencerede, Orta Boy Ayı’nın lapası orta tencerede, Büyük, Kocaman, Devasa Ayı’nın lapası koca tencerede. “Lapamız çok sıcak, biraz soğusun, yoksa ağzımızı yakarız!” demişler ve ormana kısa bir yürüyüşe çıkmışlar.
O sırada meraklı, biraz arsız küçük yaşlı bir kadın gelmiş. Pencereden bakmış, anahtar deliğine süzülmüş ve içeride kimseyi görünce kapıyı açmış. Masadaki lapaları görünce gözleri parlamış:
“Belki biraz tadabilirim,” demiş kendi kendine.
İlk olarak Büyük, Kocaman, Devasa Ayı’nın lapasını denemiş; çok sıcakmış, kaşlarını çatmış. Orta Boy Ayı’nın lapasını denemiş; çok soğukmuş, homurdanmış. Sonra Küçük, Minik, Minikçe Ayı’nın lapasını denemiş; ne sıcak ne soğuk, tam kıvamındaymış. Afiyetle yemiş, ama küçük tencere için hâlâ sitem etmiş:
“Bu bana yetmez, çok az!” demiş.
Sonra oturacak sandalye aramış. Büyük, Kocaman, Devasa Ayı’nın sandalyesi çok sertmiş, Orta Boy Ayı’nın sandalyesi çok yumuşakmış. Küçük, Minik, Minikçe Ayı’nın sandalyesi tam kıvamındaymış, ama otururken alt kısmı kırılmış ve kadın yere düşmüş. “Aman Tanrım, bu ne?” demiş, ama devam etmiş.
Ardından üst kata çıkmış. Büyük, Kocaman, Devasa Ayı’nın yatağı baştan çok yüksekmiş, Orta Boy Ayı’nın yatağı ayaktan çok yüksekmiş. Küçük, Minik, Minikçe Ayı’nın yatağı ise tam kıvamındaymış. Üzerini örterek rahatça uyumuş.
Bu sırada Üç Ayı eve dönmüş. Lapalarını kontrol etmişler ve şaşkınlıkla demişler:
“Birisi lapama dokunmuş!” demiş Büyük, Kocaman, Devasa Ayı, kocaman sesiyle.
“Birisi lapama dokunmuş!” demiş Orta Boy Ayı, orta sesiyle.
“Birisi lapama dokunmuş ve hepsini yemiş!” demiş Küçük, Minik, Minikçe Ayı, tiz ve minik sesiyle.
Ayılar evi incelemeye başlamış. Sandalyeler bozulmuş, yastıklar yerinden çıkmış, Küçük, Minik, Minikçe Ayı’nın yatağında ise küçük yaşlı kadın uyuyormuş. Küçük, Minik, Minikçe Ayı’nın keskin sesi kadını uyandırmış.
Kadın birden korkmuş, pencereye koşmuş ve dışarı atlayıp ormana kaçmış. Üç Ayı onu bir daha hiç görmemiş.
O günden sonra Üç Ayı kahvaltılarını hep dikkatle yapmış. Ama masalın hatırlattığı bir şey varmış:
“Evine izinsiz girilmez, başkasının eşyasına dokunulmaz… Ama iyi kalpli olanlar, her zaman kazanır.”
Ve Üç Ayı, ormanda kendi evlerinde huzur ve mutluluk içinde yaşamış.
Eğer sen de ormanda yaşayan sevimli hayvanların maceralarını keşfetmek istiyorsan, diğer hayvan masallarını okumaya devam et!



