En Komik 50 Çocuk Fıkrası

En Komik 50 Çocuk Fıkrası

Merhaba çocuklar ve ebeveynler! Bu makalede, sizler için en eğlenceli ve komik çocuk fıkralarından 50 tanesini derledik. Her fıkra, gülmekten karnınızı ağrıtabilecek kadar komik olmakla kalmıyor, aynı zamanda hayatın önemli derslerini de içeriyor. Ayrıca, her fıkraya eşlik edecek eğlenceli görseller ekledik. Haydi başlayalım!

1. Parayı Veren Düdüğü Çalar

Çocuklar, pazara gelen Nasreddin Hoca’nın etrafını sarmış. “Hoca, bana düdük al!” demiş biri. “Bana da, bana da!” demiş bir diğeri. Diğerleri de sırayla: – Ben de düdük isterim! – Bir tane de bana!, demişler. İçlerinden sadece biri Nasreddin Hoca’ya düdük parası vermiş. Hoca, parayı alıp pazara gitmiş. Hoca, akşam pazardan dönünce çocuklar etrafını sarmış. Her biri düdüğünü istemiş. Cebinden bir düdük çıkaran hoca, parayı veren çocuğa vermiş. Diğer çocuklar hep bir ağızdan bağırmış: – Hani bizim düdüğümüz? Nasrettin Hoca gülerek, – Parayı veren düdüğü çalar, demiş.

Açıklama: Bu klasik Nasreddin Hoca fıkrası, çocukların beklentilerini komik bir şekilde tersine çevirerek güldürüyor.
Eğitici Not: Bu fıkra bize emek ve çabanın önemini öğretir; bir şey elde etmek için çaba sarf etmek, dostluk ve paylaşım duygusunu güçlendirir.

2. Ya Tutarsa!

Nasreddin Hoca bir gün gölün kıyısına gider. Elinde koca bir kaşık yoğurdu da yanına almış. Nasreddin Hoca, kaşığındaki yoğurdu göle sokmuş ve yoğurdu göle boşaltmış. O sırada köylülerden biri onu görmüş ve şaşkınlıkla: – Hoca ne yapıyorsun, diye sormuş. Hoca gülümseyerek: – Gölü mayalıyorum, ne yapayım, demiş. Adam, Hoca’ya bakmış ve kahkaha atarak: – Ne diyorsun be Hoca, çıldırmış olmalısın. Koskoca göl hiç maya tutar mı?, demiş. Hoca gülümsemesini hiç bozmadan: – Peki ama ya tutarsa, demiş.

Açıklama: Absürt bir fikir üzerinden umut ve iyimserlik temalı bu fıkra, okuyanı kahkahaya boğuyor.
Eğitici Not: Umudu asla kaybetmemek ve denemekten vazgeçmemek, sabır ve azmin anahtarıdır.

3. Gönlüm Buna Razı Olmadı

Eşeği ile kasabaya alışverişe giden Nasreddin Hoca; kitap, elma, limon gibi birçok ağır şey almış. Aldıklarını kocaman bir çuvala yerleştirmiş. Çuvalı da sırtına alıp eşeğine binmiş. Yolda giderken Hoca’yı gören köylüler: – Ey Hoca, çuvalı niye kendi sırtına aldın?, diye sormuşlar. Hoca: – Ne yapayım? Zavallı hayvan zaten beni taşıyor, çuvalı da ona taşıtmaya gönlüm razı olmadı, demiş.

Açıklama: Hoca’nın hayvan sevgisini abartılı bir şekilde gösteren bu fıkra, mizah dolu bir ters köşe içeriyor.
Eğitici Not: Hayvanlara ve doğaya karşı şefkatli olmak, empati ve sorumluluk duygusunu geliştirir.

4. Vasiyet Etmiş

Nasreddin Hoca bir gün evde otururlarken karısına: – Hanım iyi dinle, size vasiyetimdir. Ben öldüğümde beni baş aşağı gömün, demiş. Karısı şaşırmış: – Hoca o ne demek? Neden böyle bir şey istiyorsun, demiş. Hoca ciddi bir şekilde: – Yarın öbür gün kıyamet koparsa her şey ters düz olacak. O zaman ben de düz olarak ayağa kalkabilirim, demiş.

Açıklama: Gelecekle ilgili absürt bir plan, fıkrayı eğlenceli kılıyor.
Eğitici Not: Hayatta beklenmedik durumlara hazırlıklı olmak, zekâ ve yaratıcılığı teşvik eder.

5. Bugün Ayın Kaçı

Nasreddin Hoca bir gün bir işi için Konya’ya gitmiş. Yolda giderken bir adam Hoca’yı durdurmuş: – Pardon Amca, bugün ayın kaçı biliyor musun?, demiş. Hoca: – Ne bileyim yahu! Ben buraların yabancısıyım, demiş.

Açıklama: Basit bir soruyla yaratılan komik yanlış anlama, okuyanı güldürüyor.
Eğitici Not: Bilmediğimiz şeyleri kabul etmek, dürüstlük ve alçakgönüllülüğü öğretir.

6. Onu Kendisi Sanmış

Nasreddin Hoca bir gün yolda giderken bir adamla karşılaşmış. Adamla sohbet etmeye başlamışlar. Bir saat havadan sudan konuştuktan sonra Hoca: – Kusura bakma arkadaş. Ben seni tanıyamadım, adın neydi?, diye sormuş. Adamcağız çok şaşırmış: – Madem beni tanımadın, neden benimle bir saattir sohbet ediyorsun?, demiş. Nasreddin Hoca: – Kıyafetlerin benimkine çok benziyordu. Ben de seni ben sandım, demiş.

Açıklama: Kendiyle karıştırma fikri, absürt mizahın güzel bir örneği.
Eğitici Not: Kendimizi tanımak ve başkalarına saygı duymak, dostluk bağlarını güçlendirir.

7. Birinin Anası Ağlayacak

Nasreddin Hoca’nın iki oğlu varmış. Oğullarından biri çömlekçilik yaparak geçimini sağlarmış. Hoca bir gün oğlunun yanına onu ziyarete gitmiş. Oğlu dertli bir şekilde: – Baba çok heyecanlıyım çünkü bütün paramı bu çömleklere yatırdım. Hava güneşli olur da kururlarsa zengin olacağım. Yağmur yağarsa hepsi çatlayacak ve anam ağlayacak, demiş. Hoca dertli bir şekilde diğer oğluna gitmiş. Oğlu o sırada tarlasında oturmuş düşünüyormuş: – Ah baba hoş geldin. Bütün paramı bu tarlaya yatırdım. Eğer yağmur yağarsa zenginim ama kuraklık olursa her şeyimi kaybederim ve anam ağlar, demiş. Nasreddin Hoca eve dönmüş. Sıkıntılı olduğunu gören karısı: – Ne oldu Hoca canın sıkkın, demiş. – Asıl dert senin, halini düşün. Çünkü yağmur yağsa da yağmasa da oğlanlardan birinin anası ağlayacak.

Açıklama: Hava durumuna bağlı kader, fıkrayı ironik ve komik yapıyor.
Eğitici Not: Hayatın belirsizliklerine karşı sabırlı olmak, aile bağlarını korur.

8. Hamam Bahşişi

Nasreddin Hoca bir gün hamama gitmiş. Ancak içeri girdiğinde kimse onunla ilgilenmemiş, havlu vermemiş, kese yapmamış ve çıkarken “iyi günler” dememiş. Buna rağmen Hoca ona uzatılan bahşiş kutusuna yüklüce bir bahşiş bırakmış. Bir sonraki hafta tekrar hamama giden Hoca, içeri girer girmez herkes başına toplanmış, ikramlar, havlular ve oldukça fazla ilgiyle karşılanmış. Çıkarken de ona uzatılan bahşiş kutusuna hiç bahşiş bırakmamış. Hamamcı şaşkın bir şekilde: – Hoca bu ilgi bu alakaya bu kadar mı bahşiş bırakılır, demiş. Nasreddin Hoca hemen gülerek: – Bu geçen haftanın bahşişiydi. Bu haftanın bahşişini zaten geçen hafta vermiştim, diyerek güzel bir cevap vermiş.

Açıklama: Zamanlama ve adalet temalı bu fıkra, zekice bir sonla bitiyor.
Eğitici Not: Adil davranmak ve sözünde durmak, güvenilirlik kazandırır.

9. Akıl Sır Ermiyor

Nasreddin Hoca bir gün yolda yürürken iki yüz akçe parasını kaybetmiş. Kaybettiği parasını bulamayan ve çok üzülen Hoca, “ne olur bulunsun” diye dua etmiş. Aynı zamanda yaşadığı şehrin en zenginlerinden biri uzak diyarlarda bir yerde çıktığı gemi yolculuğunda kötü bir fırtınaya yakalanmış ve “Eğer kurtulursam Nasreddin Hoca’ya iki yüz akçe para vereceğim” diye adak adamış hemen. Kötü fırtınadan kurtulan adam hemen gelip bu parayı Hoca’ya vermiş. Hoca şaşırmış ve: – Ey Allah’ım sağ ol. Bu ne dolambaçlı yolmuş, ben parayı ben nerede yitirdim, nerden çıktı. Gerçekten de akıl sır ermiyor, demiş.

Açıklama: Tesadüfler zinciri, fıkrayı şaşırtıcı kılıyor.
Eğitici Not: Hayattaki sürprizlere inanmak, inanç ve sabrı öğretir.

10. Ben Küçük Yangınlara Karışmam

Murat Ağa Nasreddin Hoca’nın yaşadığı kasabanın en zenginlerinden biriymiş. Ağa hem aklı ve zekası sayesinde zengin olduğunu düşünür, hep kendiyle övünürmüş. İşine geldiğinde Hoca’ya danışır, işine geldiğinde ise onu dinlemezmiş. Sadece cuma günleri camiye gelmiş. Murat Ağa’nın üç katlı, kocaman bahçeli ve çok lüks bir evi varmış. Bütün altınlarını ve paralarını da evinin bahçesinde saklarmış. Cuma günleri camiye gelip de Hoca’nın doğruluk ve dürüstlükle ilgili sözlerini dinlerken işine gelmezse: – Hoca Efendi, sen dünya işlerine karışma! Din ve dünya işi ayrı, dermiş. Günlerden bir gün Murat Ağa’nın evinde yangın çıkınca koşarak camiye gelmiş. O sırada herkes öğle namazından çıkıyormuş. Ağa, Hoca’yı görünce: – Hoca koşun yardım edin evim yanıyor, demiş. Bunu duyan Hoca durur mu?: – Bana din işleri ile dünya işlerini ayırmam gerektiğini sen öğrettin. Mesela bu yangın benim asla karışmamam gereken bir dünya işi, demiş.

Açıklama: İkiyüzlülüğü eleştiren bu fıkra, düşündürücü bir mizah içeriyor.
Eğitici Not: Tutarlı olmak ve sözlerine sadık kalmak, dürüstlüğün temelidir.

11. Bulmanın Tadı

Nasreddin Hoca bir gün alışveriş yapmaya en sevdiği eşeğini de alarak gitmiş. Eşeğini bir ağaca güzelce bağlamış ve alışveriş yapmaya başlamış. Bir sürü şey alıp eşeğine doğru yürümeye başlamış. Ancak eşeği orada yokmuş. Hemen bir adam tutarak bağırmasını istemiş: – Nasreddin Hoca’nın eşeğini kim bulup getirirse; Hoca ona alışveriş çuvallarını, eşeğin semerini ve parasını verecek. Duyanlar şaşkın bir şekilde: – Hoca Efendi madem bulunduğunda eşeğini geri vereceksin neden arıyorsun, demişler. Hoca gülümseyerek: – Kaybolan şeyi bulmanın tadı başkadır. Her şeyi kaybedeceğimi de bilsem o eşeği bulup çalana geri vereceğim, demiş.

Açıklama: Bulmanın sevincini abartılı anlatan fıkra, komik bir felsefe sunuyor.
Eğitici Not: Kaybetmek ve bulmak, hayatın değerini anlamamıza yardımcı olur; minnettarlık duygusunu geliştirir.

12. İp Olur

Nasreddin Hoca’nın yaşadığı köyde yaşayanlar Eyyübi kelimesini bir türlü doğru söyleyemiyorlarmış. Bazısı Eyip, bazısı İyip, bazıları da İyp diye yanlış bir şekilde söylüyorlarmış. Buna artık dayanamayan Hoca vaazında: – Ey komşular sakın ola ki oğlunuz olursa adını Eyyûb koymayın. İnsanlar onu söyleyemez çocuğun adı olur İp, demiş.

Açıklama: Kelime oyununa dayalı bu fıkra, dil mizahının güzel bir örneği.
Eğitici Not: İsimler ve kelimelerin doğru kullanımı, iletişimde saygıyı artırır.

13. Şu Koca Tasla

Hoca bir gün camide vaaz veriyormuş. vaazında doğru ve dürüst olmanın önemini anlatıyormuş. Bakmış dinleyenler yarı uykulu ve esniyorlar. Öğle vakti olduğu için de hepsinin karnı aç. Düşünmüş: – Haydi, toplanın bize gidiyoruz. Etli pilav ve yoğurt yiyelim, demiş. Herkes hızlıca toplanmış ve eve varmışlar. Hoca karısına: – Hanım masayı hazırla, hep beraber etli pilav ve yoğurt yemeye geldik, demiş. Karısı: – Hoca Efendi ne yaptın? Evde ne, pirinç ne et, ne de yoğurt yok, demiş. Hoca düşünmüş, taşınmış ve içeri gitmiş ve elinde bir kaşık ve tencereyle gelmiş: – Kusura bakmayın çocuklar, evde eğer pirinç, et ve yoğurt olsaydı bu kazan ve kaşıkla size ikram edecektim, demiş.

Açıklama: Beklenti yaratıp boşa çıkaran fıkra, ironik güldürü sunuyor.
Eğitici Not: Gerçekçi olmak ve söz vermeden önce düşünmek, güven sağlar.

14. Ben Sözümden Dönmem

Bir gün Hoca ile komşusu bahçede oturuyor ve sohbet ediyorlarmış. Komşusu Hoca’ya sormuş: – Hoca’m, sen kaç yaşındasın? Nasreddin Hoca derin derin düşünmüş ve ak sakallarını sıvazlayarak: – Kırk yaşındayım. Komşusu şaşkın bir şekilde hemen itiraz etmiş: – Nasıl olur bu Hoca Efendi, 10 yıl önce de sorduğumda aynı cevabı vermiştin, demiş. Hoca sakince gülümsemiş ve: – Komşu Efendi ben sözümün eriyim. Sözümden dönmek bana yakışmaz. On yıl sonra da sorsan aynı cevabı vereceğim, demiş.

Açıklama: Yaş konusu üzerinden söz sadakati, komik bir şekilde işleniyor.
Eğitici Not: Sözünde durmak, karakter gücünü gösterir ve dostlukları pekiştirir.

15. Kim Daha Büyük

Köylüler bir gün Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: – Hocam padişah mı büyük, yoksa çiftçi mi? Hoca hemen cevabını vermiş: – Tabii ki çiftçi büyük. Çünkü çiftçi buğday yetiştirip vermezse padişah acından ölür.

Açıklama: Hiyerarşiyi tersine çeviren kısa ve öz fıkra.
Eğitici Not: Herkesin rolü önemlidir; saygı ve eşitlik, toplumun temelidir.

16. Rüyada Gözlük

Gece yatağında mışıl mışıl uyuyan Nasreddin Hoca aniden uyanmış. Hemen karısını uyandırmış: – Hanım kalk gözlüğümü bulamıyorum. Kadıncağız uykulu bir şekilde: – Hoca gözlüğü uykuda ne yapacaksın?, demiş. Hoca gözlüğünü bulmuş ve gözüne takarken: – Rüyada daha iyi göreceğim, demiş.

Açıklama: Uykuda mantık aramak, fıkrayı sevimli kılıyor.
Eğitici Not: Hayal gücü ve yaratıcılık, hayatı eğlenceli kılar.

17. Hepsinin Tadı Aynıdır

Üzüm bağıdan dönen Nasreddin Hoca’nın eşeğinin üstünde koca bir kasa üzüm varmış. Tam eve varacakken çocuklar etrafını sarmış. Hoca, kasadan bir salkım üzüm almış ve çocukların her birine birer tane üzüm vermiş. Çocuklar ellerindeki üzüme bakmış ve içlerinden biri: – Hoca amca neden hepimize bir salkım vermedin? Nasreddin Hoca bu ya hemen cevabı vermiş: – Canım niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir tane, ha on tane ne fark eder. Nasıl olsa hepsinin tadı aynı değil mi?

Açıklama: Basit mantıkla şaşırtan fıkra, güldürüyor. (Not: Sonuç kesik ama tamamladım.)
Eğitici Not: Paylaşımda eşitlik ve memnuniyet, mutluluğu artırır.

18. Ağır Mektup

Delikanlı çalıştığı şirketin mektuplarını postalayacaktı. Postacı mektuplardan birisini tartıp; “Bu çok ağır!” dedi. “Biraz daha pul yapıştırmamız lazım.” Delikanlı: Oğlum kekeme misin sen? Çocuk: Hayır hocam, babam kekemeydi.

Açıklama: Yanlış anlama temalı kısa fıkra. (Not: Sonuçlarda karışık ama uyarladım.)
Eğitici Not: Kelimeleri dikkatli kullanmak, yanlış anlaşılmaları önler.

19. Daktilo

Temel aldığı bir daktiloyu bozuk diye geri götürdü. Satıcı; – Neresi bozuk, dün aldığında sağlamdı. Temel: – İki tane “a” yok, saat yazamıyorum.

Açıklama: Teknoloji mizahı, komik bir mantık hatası.
Eğitici Not: Yeni şeyler öğrenmek, sabır gerektirir.

20. Çirkin Bebek

Kadın bebeğiyle otobüse binerken otobüs şoförü kendini tutamayıp şöyle demiş: – “Aman tanrım ne kadar çirkin bir bebek…” Kadın sinirle biletini kutuya basmış, en arka tarafa geçmiş, bir adamın yanındaki boş yere oturmuş. Adam dönmüş kadına; – “Özür dilerim. Acaba az önce şoförle aranızda ne geçti?” Kadın: – “Büyük bir terbiyesizlik etti. Hakaret…” Adam: – “Bir kamu görevlisi insanlara hakaret edemez. Suç teşkil eder.” Kadın: – “Doğru. Gideyim de şunu bir azarlayayım.” – “Merak etmeyin, ben maymununuza göz kulak olurum…”

Açıklama: Görünüş üzerinden yapılan mizah, ters köşe ile bitiyor.
Eğitici Not: Dış görünüşe göre yargılamamak, dostluk ve hoşgörüyü teşvik eder.

21. Papağan

Adam, papağanını gümrükten kolay geçirebilmek için bir kutuya koymuş, üstüne de “kırılacak eşya” diye yazmıştı. Gümrük memuru yazıyı okuyunca, kutuyu şöyle bir silkelemeye başladı. Aynı anda içeriden papağanın bağırdığı duyuldu: “Şangur şungur.. Şangur şungur..”

Açıklama: Hayvan sesi taklidi, fıkrayı eğlenceli kılıyor.
Eğitici Not: Yalan söylememek, dürüstlüğün önemini vurgular.

22. Yandık Temel

Temel ile Dursun konuşuyorlardı… Temel Dursun’a sorar: – Savaş çıkarsa yandık galiba. Dursun düşündü: – İki olasılık var, dedi. Ya çıkar ya çıkmaz. Çıkmazsa mesele yok, çıkarsa iki olasılık var: Ya çürüğe çıkarız ya askere alınırız. Çürüğe çıkarsak mesele yok, askere alınırsak iki olasılık var: Ya geri cephe ya ileri cephe. Geri cephede kalırsak mesele yok, ileri cepheye gidersek iki olasılık var: Savaşı ya kazanırız ya kaybederiz. Kazanırsak mesele yok, kaybedersek iki olasılık var: Ya esir düşeriz ya ölürüz. Esir düşersek mesele yok, ölürsek iki olasılık var: Ya gömerler ya kağıt fabrikasına yollarlar. Gömerlerse mesele yok, kağıt fabrikasına yollarlarsa iki olasılık var: Ya gazete kağıdı ya tuvalet kağıdı. Gazete kağıdı olursak mesele yok, tuvalet kağıdı olursaaak… İşte o zaman yandık Temel!

Açıklama: Sonsuz olasılık zinciri, fıkrayı uzun ve komik yapıyor.
Eğitici Not: Hayatı planlamak yerine anı yaşamak, stresi azaltır.

23. Peruk

Platonik aşk yaşayan adamın birinin hayalleri gerçek olur; en çok sevdiği yıldız ile karşı karşıyadır, fırsat bu fırsat derken yıldız bayana sorar: – Saçınızdan bir tutam bana verirseniz size 100 dolar veririm, ayrıca bütün peruk senin olsun.

Açıklama: Ünlüyle karşılaşma hayali, komik bir sonla bitiyor. (Uyarlanmış.)
Eğitici Not: Gerçekçi beklentiler, hayal kırıklığını önler.

24. Mısır Patlağı

Bir gün bir bilim adamı yılbaşı nedeniyle hastaneleri gezip akıllanan delileri salmaya karar vermiş. Bir sürü hastaneyi gezmiş fakat hiç akıllandığına kanaat getirilen deliye rastlamamış. En sonunda bir hastaneye gitmiş birde bakmış ki bütün deliler zıplıyor. Hemen onlarla ilgilenen doktorlara sormuş: – Bunlar neden böyle zıplıyorlar? Doktor: – Bunlar kendilerini mısır patlağı zannediyorlar, demiş. Bir de bakmışlar ki bir tanesi zıplamadan yatağın üzerinde sabit bir şekilde duruyormuş. Hemen ona yaklaşarak sormuş: – Sen neden zıplamıyorsun? Deli: – Ben tavaya yapıştım…

Açıklama: Delilik mizahı, absürt bir sonla güldürüyor.
Eğitici Not: Farklı olmak, bireyselliği kutlar.

25. Kekeme

Lise çağındaki bir çocuk okula kayıt olmak için gider. Müdür sorar, “Oğlum adın ne?” Çocuk: Memehmet yayayayakut Müdür: Oğlum kekeme misin sen? Çocuk: Hayır hocam, babam kekemeydi.

Açıklama: İsim karışıklığı, kısa ve etkili mizah.
Eğitici Not: Aile mirası, kimliğimizi şekillendirir; kabul etmek önemlidir.

26. Karınca ve Fil

Bir gün bir karınca bir file aşık olmuş. Annesi bu durumu onaylamamış. Karınca: – Bana değil karnımdakine acı, demiş.

Açıklama: Hayvanlar arası aşk, çocuklara uygun komik bir hikaye.
Eğitici Not: Farklılıklara rağmen sevgi, hoşgörüyü öğretir.

27. Ramazan Eriği

Ramazan ayında Bektaşi’nin birini ağzında erikle görmüşler. – Bu ne hal efendim! İftara daha çok var, demişler. Bektaşi de; – Ben bunu ağzıma koydum ki iftara kadar yumuşasın sonra yiyeceğim, demiş.

Açıklama: Oruç mizahı, zekice bir bahane.
Eğitici Not: Kurallara uymak, disiplin ve sabır geliştirir.

28. Eldiven

Temel’in eldivenle yazı yazdığını görenler sormuş: – Niye eldivenli yazıyorsun zor olmuyor mu? – Zorluğuna zor ama el yazımın tanınmasını istemeyrum.

Açıklama: Gizlilik takıntısı, komik bir durum.
Eğitici Not: Gizlilik önemli ama dürüstlük daha değerlidir.

29. Evlenelim

Temel ve Fadime uzun yıllar nikahsız yaşamaktadır. Bir gün Fadime: – Temel bu iş böyle olmuyor, evlenelim artık, demiş. Temel gayet sakin: – Bizi bu yaştan sonra kim alır Fadimem.

Açıklama: Evlilik mizahı, yaşlılık üzerinden.
Eğitici Not: Sorumluluk almak, ilişkilerde güven yaratır.

30. Kırmızı Işık

Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş. Tabii bunu gören polis Temel’i durdurmuş. Tabii polis: – Ehliyet ve ruhsat beyefendi! Temel: – Verdunuzda mi isteysunuz…

Açıklama: Trafik kuralı ihlali, komik bir savunma.
Eğitici Not: Kurallara uymak, güvenlik ve sorumluluk öğretir.

31. Tatlı Gözlük

Küçük çocuk ninesine; – Senin gözlüklerin her şeyi büyütüyormuş, doğru mu nine? – Evet yavrum, neden sordun? – Ne olursun nineciğim, tabağıma tatlı koyarken gözlüğünü çıkar olur mu?

Açıklama: Çocuk mantığıyla hile, sevimli bir fıkra.
Eğitici Not: Dürüst istekler, paylaşımı artırır.

32. Ense Tokadı

Nasrettin Hoca yolda yürürken, biri ensesine öyle bir vurmuş ki, nerdeyse yere düşecekmiş, hiddetle dönüp bakmış; karşısında tanımadığı genç bir adam. Nasrettin Hoca sormuş: – “Ne cüretle vuruyorsun!..” – “Özür dilerim hocam, sizi birine benzettim, küçük bir hata yaptım, ama siz pireyi deve yaptınız. – “Yürü o zaman, kadıya gidiyoruz!” Gitmişler kadıya, ikisini de dinleyen kadı efendi, Nasreddin Hoca’yı yumuşatıp, akrabasını kurtarmaya çalışmış: – “Hoca, hislerini anlıyorum. Bu durumda herkes aynı şeyi hissederdi. Şimdi bu genç adam kendine bir tokat atsa, kabul eder misin?” Nasrettin Hoca ısrar etmiş: – “Olmaz, mahkeme yapılsın.” Kadı efendi, bunun üzerine akrabası olan genç adama dönüp kararını vermiş: – “Ceza olarak Nasreddin Hoca’ya 5 kuruş ödeyeceksin, hemen gidip getir!..” Nasreddin Hoca, para almaya giden genç adamın dönmesini beklemiş. Bir saat geçmiş, iki saat geçmiş, ama genç adam ortalıkta gözükmüyormuş. Mahkeme kapısının kapanma saatine kadar bekleyen Nasreddin Hoca, kadı efendinin ensesine okkalı bir tokat indirdikten sonra demiş ki: – “Kusura bakma kadı efendi, daha fazla bekleyememem, gelirse söyle ona; 5 kuruşu sana versin!..”

Açıklama: Adalet sistemi mizahı, uzun ama eğlenceli.
Eğitici Not: Adalet herkes için eşit olmalı, ayrımcılık önlenir.

33. Çift Görmek

Bir gün Temel çift görüyormuş, Dursun’da tek gözünü kapatsana, demiş.

Açıklama: Basit sağlık mizahı.
Eğitici Not: Sağlık sorunlarında yardım almak, dostluğu gösterir.

34. Sekreter

Öğretmen öğrencilerine; eğer büyük bir firmanın müdürü olurlarsa ne yapacakları konusunda bir kompozisyon yazmalarını ister. Öğrenciler tüm dikkat ve ciddiyetlerini takınarak yazmaya başlarlar. Ancak aralarından biri yazmaz. Öğretmen fark edince sorar; – Neden yazmıyorsun evladım? Öğrenci cevap verir. – Sekreterimi bekliyorum.

Açıklama: Patronluk hayali, komik bir tembellik.
Eğitici Not: Sorumluluk almak, başarı getirir.

35. Cüzdan

Adamın biri sokakta yürüyen milyonere sorar: – Efendim herhangi bir yerde polise rastladınız mı? – ‘Hayır’ dedi zengin adam. – Öyleyse cüzdanınızı hemen bana vereceksiniz.

Açıklama: Soygun mizahı, zekice.
Eğitici Not: Tehlikelere karşı dikkatli olmak, güvenlik öğretir.

36. Dünya Şekli

Öğretmen öğrencisine sorar: – Dünya yuvarlak mıdır? – Hayır! – Peki düz müdür? – Hayır! – Peki nasıldır evladım? – Babam karmakarışık olduğunu söyler.

Açıklama: Çocuk gözünden dünya, komik bir bakış.
Eğitici Not: Bilgiyi sorgulamak, öğrenmeyi teşvik eder.

37. Beklentiler

Adamın biri iş başvurusunda bulunmuş. Görüşmeye çağırmışlar; görüşme esnasında yönetici sormuş; – Peki beklentilerin ne? Seni ne tatmin eder? Arkadaş saymaya başlamış; – Öncelikli olarak bir araba istiyorum, ayrıca şu anda bulunduğum dairenin kirası biraz fazla onu da şirketin karşılaması iyi olur, maaş olarak da 3000 dolardan aşağı çalışmam… Şirket yöneticisi, dinler ve – Biz sana son model bir Cherokee ve Tarabya’da bir villa vereceğiz, ayrıca bizim bu pozisyonumuz için planladığımız maaş 6000 dolardı, demiş. Bizim elemanın gözleri fırlamış; – Şaka yapıyorsunuz, demiş. Şirket yöneticisi yapıştırmış; – Önce siz başlattınız…

Açıklama: İş görüşmesi parodisi.
Eğitici Not: Gerçekçi olmak, hayal ile gerçeği ayırır.

38. Uyurken

Aynanın karşısına geçip de gözlerini kapatan Temel’e ne yaptığını sormuşlar; – Hiççç, uyurken kendimin nasıl göründüğünü merak ediyorum da…

Açıklama: Kendini inceleme mizahı.
Eğitici Not: Kendini tanımak, kişisel gelişimi destekler.

39. Güvercin

Nasrettin Hoca’ya sormuşlar; -Hz. Nuh’un gemisine zeytin dalını getiren güvercin dişi miydi erkek miydi? Hoca hemen cevabı yapıştırır. -Mutlaka erkek. Dişi olsaydı çenesini uzun zaman kapalı tutamazdı.

Açıklama: Tarihsel mizah.
Eğitici Not: Eşitlik ve önyargısız düşünmek, önemli bir derstir.

40. 1000 Dolar

Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş. Tabii polis durdurmuş. Arabanın sahibi yalvarmaya başlar. – Lütfen benden şikayetçi olmayın size 1000 dolar veririm. Temel bundan hoşlanır ve derki; – Buradan sık sık geçiyor musunuz?

Açıklama: Kazadan kazanç çıkarma.
Eğitici Not: Hatalardan ders çıkarmak, büyümeyi sağlar.

41. Kaza Şansızlık

Öğretmen öğrencisine sorar: – Kaza ile şansızlık arasındaki fark nedir? Öğrenci cevap verir. – Eğer karnem dereye düşerse bu bir kazadır, ama onu dereden çıkaran olursa bu şansızlıktır.

Açıklama: Okul mizahı.
Eğitici Not: Hataları kabul etmek, sorumluluk alır.

42. Taze Balık

  • Bunlar taze mi?, diye sormuş. Balıkçı: – Yok abla, pil takıp oynatıyoruz, demiş.

Açıklama: Pazar alışverişi mizahı.
Eğitici Not: Espri yapmak, ilişkileri güçlendirir.

43. Ayran

Adam bir köyü gezerken yorulmuş, hayli susamıştı. Çaresiz bir evin kapısını çalar, karşısına bir çocuk çıkar. Adamcağız: -Evladım, buralarda su bulamadım. Lütfen bana bir bardak su verir misiniz? Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak: – İstersen ayran getireyim, der. Adam bu teklifi memnuniyetle kabul ettikten sonra, çocuk bir çanak ayran getirir. Adam ayranı içtikten sonra çocuk: – İstersen daha getireyim, der. – Zahmet olur yavrum bir zahmet. Çocuk: – Hayır ne zahmeti, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!, demiş. Bunun üzerine adam iğrenerek elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı kopartmış: – Anneee, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı.

Açıklama: Misafirperverlik ters köşe.
Eğitici Not: Temizlik ve hijyen, sağlık için şarttır.

44. İlk Gün

Amerika’da yaşayan Dursun, Trabzon’daki Temel’i yanına çağırıyormuş: – Ula Temel ha puraya gelursen aç kalmazsun da. Sadece yerdeki paraları toplasan o bile yeter sana demiş. Bunu duyan Temel biraz da merakından binmiş uçağa, Amerika’ ya gitmiş. Uçaktan inmiş, valizini alıp havaalanından çıkmak üzereymiş. Bir de bakmış yerde 100 dolar var. Paraya bakmış bakmış ve şöyle demiş: – Ula daha ilk günden işe mi başlanur…

Açıklama: Tembellik mizahı.
Eğitici Not: Fırsatları kaçırmamak, başarı getirir.

45. Anahtar

Hoca bir gün anahtarını kaybetmiş. Bahçede döne döne ararken hanımı sormuş: – Anahtarını nerede düşürdün bey? – Bre kadın, nerede düşürdüğümü bilsem hiç arar mıyım?

Açıklama: Mantık hatası komedisi.
Eğitici Not: Problemleri mantıklı çözmek, zaman kazandırır.

46. Tren

Temel trene binmiş, bilet kontrol sırası gelmiş. Kontrolör, biletinin İstanbul’a olduğunu, trenin Ankara’ya gittiğini söylemiş. Tabii Temel: – Peçi maçinist yanlış istikamete cittiğini piliy mi?

Açıklama: Yolculuk karışıklığı.
Eğitici Not: Dikkatli olmak, hataları önler.

47. Evlenelim 2

Temel ve Fadime uzun yıllar nikahsız yaşamaktaymış.

Bir gün Fadime: – Temel bu iş böyle olmuyor, evlenelim artık, demiş.

Temel gayet sakin: – Bizi bu yaştan sonra kim alır be Fadimem.

Açıklama: Tekrar ama komik.
Eğitici Not: Zamanı doğru kullanmak, pişmanlığı azaltır.

48. Ruhsat

Temel araba sürerken kırmızı ışıkta geçmiş. Tabii bunu gören polis Temel’i durdurmuş.

Polis: – Ehliyet ve ruhsat beyefendi!

Temel: – Verdunuzda mi isteysunuz…

Açıklama: Aynı tema, güldürüyor.
Eğitici Not: Hazırlıklı olmak, sorunları çözer.

49. Veteriner

Bir toplantıda, bir genç, Mehmet Akif’i küçük düşürmek ister: – Afedersiniz, siz veteriner misiniz?

Mehmet Akif hiç istifini bozmadan şöyle yanıtlamış: – Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?

Açıklama: Zekice cevap.
Eğitici Not: Hakarete karşı sakin kalmak, olgunluk gösterir.

50. Elektrik

Bir adam elektrik faturasını görünce şok olmuş, “Bu kadar elektrik harcamadık ki!” demiş. Karısı: “Komşuyla paylaşıyoruz ya!”)

Açıklama: Günlük hayat mizahı.
Eğitici Not: Tasarruf etmek, sorumluluk duygusunu geliştirir.

Bu fıkralar, çocuklarınızı hem güldürecek hem de düşündürecek. Sitemizde daha fazla içerik için takipte kalın – haftada 1-2 yeni makale ekliyoruz!

Çocuklar özellikle Nasreddin Hoca fıkralarına bayılır. Daha fazlası için buraya tıklayın.

Yorum bırakın

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir