Yalancı Çoban

Yalancı Çoban

Eğlenmek için köylüleri kandıran küçük çobanın başına neler geldiğini merak ediyor musun? Güvenin ve dürüstlüğün ne kadar önemli olduğunu anlatan bu klasik Ezop masalını hemen keşfet!

Evvel zaman içinde, yemyeşil tepelerin ardında küçük ve şirin bir köy varmış. Bu köyün insanları her sabah erkenden kalkar, tarlalarında çalışır ve koyun sürülerini büyüterek geçimlerini sağlarlarmış.

Bu köyde yaşayan genç bir çoban varmış ki o, şaka yapmayı ve insanlara yalan söyleyerek onları kandırmayı çok severmiş. Kendi işinden çok başkalarının telaşıyla eğlenirmiş.

Günlerden bir gün, bu genç çoban koyun otlatmak için sürüsünü alıp dağın yamacındaki otlağın yolunu tutmuş. Sürüyü bırakmış, bir ağacın gölgesine oturmuş. Fakat yalnızlıktan canı çok sıkılmış. “Şu köylüleri bir kandırayım da biraz eğleneyim,” diye düşünmüş. Hemen ayağa fırlamış ve avazı çıktığı kadar bağırmaya başlamış:

“İmdat! İmdat! Kurt geldi, sürüme saldırıyor! Ne olur yetişin!” diyerek yalandan çığlıklar atmış.

Çobanın bu telaşlı ve korku dolu sesini duyan köylüler, ona çok acımış. Hemencecik ellerine kazmalarını ve küreklerini alıp koşa koşa dağa tırmanmışlar. Çobanın yanına vardıklarında nefes nefese etrafa bakınmışlar. Sağa bakmışlar kurt yok, sola bakmışlar kurt yok.

Çoban, köylülerin bu yorgun ve şaşkın halini görünce kahkahalarla gülmeye başlamış. “Sizi kandırdım! Hiç kurt olur mu?” diyerek onlarla alay etmiş. Köylüler çobanın bu davranışına çok kızmışlar, homurdana homurdana köylerinin yolunu tutmuşlar.

Aradan birkaç gün geçmiş, çobanın canı yine sıkılmış. Tekrar aynı yalanı söyleyip bağırmaya başlamış. İyi kalpli köylüler sürünün zarar görmemesi için yine koşa koşa gelmişler ama karşısında kurdu değil, yine gülmekten karnını tutan çobanı bulmuşlar. Bu duruma iyice öfkelenen köylüler, “Bir daha senin yalanlarına kanmayacağız!” diyerek geri dönmüşler.

Gel zaman git zaman, günlerden bir gün sürünün yanına gerçekten kocaman, aç ve vahşi bir kurt gelmiş. Dişlerini hırıldatarak koyunlara saldırmaya başlamış.

Neye uğradığını şaşıran çoban, çaresizce ağlamaya başlamış. “Ben şimdi ne yaparım, ne ederim? Sürüm olmadan köye nasıl dönerim?” diyerek gözyaşı dökmüş. Korku içinde köye doğru avazı çıktığı kadar bağırmış:

“İmdat! İmdat! Kurt geldi, yemin ederim bu sefer gerçekten sürüme saldırıyor! Ne olur yardım edin!”

Ancak köy meydanındaki köylüler, çobanın o telaşlı sesini duymalarına rağmen yerlerinden bile kıpırdamamışlar. “Yine yalan söylüyor, bizi kandırıp aklınca eğlenecek,” diyerek hiç oralı olmamışlar. Çoban ne yaptıysa, ne ettiyse kimseyi kendine inandıramamış.

Kurt, sürüdeki koyunların hepsini bir bir dağıtmış ve ormanın derinliklerinde gözden kaybolmuş. Eli boş ve boynu bükük kalan yalancı çoban, hatasını çok acı bir şekilde anlamış. Ağlaya ağlaya köye döndüğünde, yalan söyleyen birine doğruyu söylediğinde bile kimsenin inanmayacağını öğrenmiş.

O günden sonra da bir daha asla yalan söylememeye ve kimseyi kandırmamaya söz vermiş.

Bu Hikayeyi Beğendiyseniz:

Yorum bırakın

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir