Şeker Canavarı Masalı

Şeker Canavarı Masalı

Şeker Canavarı Kıtır’ın dişlerdeki gizli planını durdurun! Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı kazandıran, eğitici ve sürükleyici bir macera masalı.

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal, pireler berber iken… Ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken! Şehrin birinde, adına “İnci Bahçesi” denilen, otuz iki tane pürüzsüz kayalığın bulunduğu gizli bir mağara varmış. Bu mağara, gülümsemeyi çok seven küçük bir çocuğun ağzındaymış.

Ancak bu ak pak bahçede, sahibinden habersiz yaşayan, yaramaz mı yaramaz bir misafir varmış.

Kıtır’ın Gizli Şantiyesi

Kıtır, parmak ucu kadar bile olmayan, mor pelerinli ve elinde minicik bir kazma taşıyan bir tipmiş. Kıtır’ın tek bir hayali varmış: İnci Bahçesi’ndeki o güzelim beyaz kayalıklara kendine kocaman, yapış yapış bir şato kurmak!

Aras ne zaman tatlı bir meyve suyu içse ya da çikolatalı bir kurabiye yese, Kıtır hemen işe koyulurmuş. Kazmasını dişlerin arasına gizlice vurur, “Yaşasın! Buraya şekerden bir balkon, şuraya da çikolatadan bir mutfak yapacağım!” dermiş.

Kıtır çalıştıkça, o güzelim beyaz kayalıklar parıltısını kaybetmeye başlarmış.

Köpüklerin Muhafızı

Bir akşam, Aras tam uykuya dalacakken banyodan gümüşümsü bir parıltı yayılmış. Bu, Aras’ın Süper Kahraman Fırçası imiş! Fırça, rafa yaslanıp şöyle seslenmiş: “Bak Aras, şu an bahçende Kıtır ve arkadaşları gizli bir inşaat yapıyor! Eğer onları durdurmazsan, inci kayalıkların birer birer kararmaya başlayacak.”

Aras hemen banyoya koşmuş. Fırçasının üzerine, gökyüzünden düşmüş bir damla gibi duran nane kokulu macunu kondurmuş. Musluğu açtığı an, fırçası birden parlamaya ve neşeli bir ses çıkarmaya başlamış.

Beyaz Fırtına

Aras fırçasını dişlerine dokundurduğu an, İnci Bahçesi’nde muazzam bir macera başlamış. Fırça, tıpkı usta bir kaptan gibi her köşeye ulaşmış:

  • Önce üst kattaki dişleri dairesel hareketlerle şenlendirmiş.
  • Sonra alt kattaki kuytu köşelerde saklanan Kıtır’ın izini sürmüş.
  • En sonunda da dilinin üzerine yumuşacık bir dokunuş kondurmuş.

Kıtır, karşısında bembeyaz ve yoğun bir köpük ordusu görünce kazmasını elinden düşürmüş! “Eyvah!” diye bağırmış. “Bembeyaz bir fırtına geliyor! Burada artık bize yer yok!” Köpükler her yanı sardıkça, Kıtır ve ordusu dişlere tutunamaz olmuş.

Büyük Ayrılık

Aras ağzını suyla çalkaladığında, Kıtır ve arkadaşları suyun akıntısına kapılarak lavabonun derinliklerine doğru sürüklenmişler. Giderken de “Burası çok temiz, burada bize hayat yok!” diye söylenmişler.

Aras aynaya baktığında, İnci Bahçesi’nin yeniden doğduğunu görmüş. Dişleri tıpkı gerçek birer inci gibi parlıyormuş. Artık Kıtır’ın tık tık vuran kazma sesleri gitmiş, yerine bahar tazeliğinde bir ferahlık gelmiş. Aras yatağına yattığında, kendi bedeninin en sadık koruyucusu olmanın gururunu yaşıyormuş.

Gökten üç elma düşmüş: Biri, her gece İnci Bahçesi’ni muhafaza eden kahraman çocuklara, Biri, çocuklarının kalbine sağlığı bir mücevher gibi işleyen ebeveynlere, Biri de bu güzel masalı bir hayat dersi gibi dinleyenlere.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım fırçanın sapına!

Yorum bırakın

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir