Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; develer tellal iken, pireler berber iken; ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Uzak diyarların birinde, halkının çok sevdiği adaletli bir Padişah ve onun birbirinden yiğit üç oğlu yaşarmış.
Sihirli Elma Ağacı ve Yedi Başlı Dev

Padişahın sarayının bahçesinde, dünyada eşi benzeri olmayan bir elma ağacı varmış. Bu ağaç yılda sadece bir kez meyve verir, elmaları yiyen şifa bulurmuş. Ancak ne çare! Her yıl elmalar tam kızardığında, yerin altından Yedi Başlı Dev gelir, elmaları çalar ve kaçarmış. Padişah bu duruma çok üzülür, “Ah, kim bu devi durduracak?” diye dert yanarmış.
Padişahın en küçük oğlu, “Baba, izninle bu yıl nöbeti ben tutacağım” demiş. O gece elma ağacının altına saklanmış. Gece yarısı olduğunda yer sarsılmış, gök gürlemiş ve Yedi Başlı Dev görünmüş! Küçük Şehzade korkmadan yayını germiş ve “Ya Hak!” diyerek okunu fırlatmış. Dev, yaralı halde kaçarak karanlık bir kuyuya girmiş.
Karanlık Kuyu ve Yeraltı Yolculuğu
Şehzade ve ağabeyleri kan izlerini takip ederek kuyunun başına gelmişler. Küçük Şehzade, “Beni iple aşağı indirin, o devi bulacağım” demiş. Kuyunun dibine indiğinde bambaşka bir dünya ile karşılaşmış!
Yeraltında üç oda ve bu odalarda devin esir aldığı üç dünya güzeli prenses varmış. Şehzade, cesaretiyle devi alt etmiş ve prensesleri kurtarmış. Ağabeyleri prensesleri yukarı çekmiş ama kıskançlıklarından ipi kesip küçük kardeşlerini kuyunun dibinde bırakmışlar!
Şehzade yeraltında yapayalnız kalmış. Çaresizce dolaşırken yaşlı bir kadınla karşılaşmış. Kadın ona şöyle demiş:
“Evladım, yeryüzüne çıkmanın tek bir yolu vardır. O da Kaf Dağı’nın tepesindeki Zümrüdüanka Kuşu‘dur. Ancak o kuşun yanına gitmek çok zordur.”
Zümrüdüanka ve Büyük Dostluk

Şehzade, Kaf Dağı’na tırmanmış ve devasa bir çınar ağacının tepesinde Anka Kuşu’nun yuvasını görmüş. Ancak yuvada kuş yokmuş, sadece yavruları varmış. O sırada ağaca tırmanan kocaman bir yılan, yavruları yemek üzereymiş! Şehzade kılıcını çekmiş ve yılanı etkisiz hale getirerek yavruları kurtarmış.
Anne Zümrüdüanka (Simurg) döndüğünde yavrularının sağ olduğunu görünce çok sevinmiş. Şehzadeye dönüp, tüyleri güneş gibi parlayarak şöyle demiş:
“Sen benim yavrularımı kurtardın. Dile benden ne dilersen!”
Şehzade, “Beni yeryüzüne, ışığa çıkar, başka bir şey istemem” demiş.
Zümrüdüanka Kuşu kabul etmiş ama bir şartı varmış: “Yolumuz uzun ve zorlu. Bana yolculuk için 40 tulum et ve 40 tulum su bulmalısın. Ben ‘gak’ deyince et, ‘guk’ deyince su vereceksin ki gücüm tükenmesin.”
Gökyüzüne Muhteşem Yolculuk
Şehzade hazırlıkları tamamlamış ve Anka Kuşu’nun sırtına binmiş. Bulutların arasından, yıldızların yanından geçerek yükselmeye başlamışlar.
- Kuş “Gak!” dedikçe Şehzade et vermiş.
- Kuş “Guk!” dedikçe Şehzade su vermiş.
Tam yeryüzüne yaklaşırken, etler bitmiş! Anka Kuşu son bir kez “Gak!” demiş. Şehzade, dostu aç kalmasın ve düşmesinler diye kendi bacağından bir parça et kesip kuşa vermiş.
Zümrüdüanka Kuşu yeryüzüne indiklerinde bunu fark etmiş. Şehzade’nin bu fedakarlığı karşısında gözyaşlarını yaraya dökmüş. Anka’nın gözyaşları şifalı olduğu için Şehzade’nin bacağı hemen iyileşmiş.
Anka Kuşu ona kendi kanadından bir tüy vermiş: “Ne zaman başın sıkışırsa bu tüyü yak, ben hemen gelirim” diyerek gökyüzüne süzülüp gitmiş.
Şehzade sarayına dönmüş, başından geçenleri anlatmış ve herkes onun cesaretine hayran kalmış. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…
Çocuklar İçin Masaldan Çıkarılacak Dersler
- Cesaret: Şehzade korkularının üzerine gitmiş ve devi yenmiştir.
- İyilik: Karşılık beklemeden Anka Kuşu’nun yavrularını kurtarması, ona kurtuluş kapısını açmıştır.
- Fedakarlık: Dostluklar emek ve fedakarlık ister.
Zümrüdüanka Masalı Hakkında Merak Edilenler
Zümrüdüanka ve Anka Kuşu aynı şey mi?
Evet, aynı efsanevi kuştur. Farsça kökenli kaynaklarda “Simurg” veya “Zümrüdüanka”, Türkçede ise yaygın olarak “Anka Kuşu” olarak bilinir. Batı kültüründe ise karşılığı Phoenix’tir.
Anka Kuşu nerede yaşar?
Efsanelere göre Anka Kuşu, ulaşılması çok zor olan ve dünyayı çevrelediğine inanılan Kaf Dağı’nın tepesindeki Bilgi Ağacı’nda yaşar.
Zümrüdüanka masalının ana fikri nedir?
Masalın ana fikri; zorluklar karşısında pes etmemek, sabırlı olmak ve gerçek gücün dışarıda değil, kişinin kendi içindeki inanç ve cesarette saklı olduğudur. “Küllerinden doğmak” deyimi buradan gelir.
Bu Masalı Beğendiyseniz…
Daha fazlası için Büyükler için Hikayeler sayfamızı ziyaret edin!



