perilila.png

Peri Kızı Masalı Lila

Peri kızı masalı: Renk Perisi Lila’nın renkleri geri getirme macerası. Çocuklar için kısa, sevgi dolu bir peri masalı.

Bu peri kızı masalı, gökyüzüne en yakın tepelerin ardında, rengârenk çiçeklerle dolu bir köyde geçermiş. Bu köyde herkes mutlulukla yaşar, sabahları kuş sesleriyle uyanır, akşamları yıldızların ışığında dans edermiş.

Köyün hemen yanında büyülü bir orman bulunurmuş. Bu ormanın adı Renkli Orman’mış, çünkü burada her ağaç, her yaprak, her taş bambaşka bir renkte parlıyormuş.

Ormanın güzelliğinin sırrı ise orada yaşayan küçük bir periymiş.

Lila her sabah ormanın içinde uçuşur, değneğiyle çiçeklere dokunur, onların renklerini tazeler, gökyüzünü maviye, bulutları beyaza, gülleri kırmızıya boyarmış. Onun sayesinde orman canlı, çocuklar mutlu, kuşlar neşeliymiş.

Fakat bir sabah Lila uyandığında bir gariplik fark etmiş. Güneş soluk parlıyor, yapraklar gri görünüyormuş. Hemen dışarı çıkmış, etrafa bakmış ama hiçbir yerde renk kalmamış. Çiçekler bembeyaz, kelebekler şeffaf, gökyüzü griymiş. Lila şaşkınlıkla fısıldamış: “Renklerim… kaybolmuş!”

O sırada bir sincabın sesi duyulmuş. Küçük sincab, korkuyla ağaca tırmanmış ve Lila’ya seslenmiş: “Lila, dün gece ormanın derinlerinden karanlık bir rüzgar esti! Belki renkleri o götürdü!” demiş.

Lila hemen anlamış ki bu bir büyü işi olmalı. Derin bir nefes almış, değneğini kavramış ve kararlılıkla “O zaman renkleri geri getirmeliyim,” demiş.

Lila kanatlarını açmış, ormanın içlerine doğru uçmaya başlamış. Her adımda ağaçlar daha da soluyor, çiçekler yere düşüyormuş. Sonunda, ormanın en karanlık köşesinde, Gölge Mağarası’na varmış.

Mağaranın içinden kalın bir ses gelmiş: “Kimdir buraya gelen?”

Lila korksa da geri adım atmamış. “Ben Renk Perisi Lila’yım,” demiş. “Renkleri geri almak istiyorum!”

Ses derin bir gülüşle cevap vermiş: “Renkler artık bana ait. Üç renge ayırdım ve üç farklı yere sakladım. Maviyi Mavi Göl’e, altını Altın Dağ’a, kırmızıyı Gül Vadisi’ne. Eğer hepsini bulabilirsen, ormanını kurtarabilirsin.”

Lila hemen teşekkür etmiş ve yola koyulmuş.

İlk olarak Mavi Göl’e gitmiş. Eskiden berrak ve parlayan bu göl şimdi griymiş. Gölün ortasında bir balık yüzüyormuş.

Lila balığa seslenmiş: “Burada saklı olan maviyi arıyorum.”

Balık başını sallamış: “Mavi burada, ama suyun altındaki cam şişede kilitli. Şişeyi açmak için suyun şarkısını duyman gerek.”

Lila gözlerini kapatıp gölün sesini dinlemiş. Rüzgarın, suyun ve dalgaların melodisini yavaşça mırıldanmış. O anda göl parlamış, cam şişe açılmış ve içinden mavi ışık gökyüzüne yayılmış. Göl eski haline dönmüş.

Lila sevinçle gülümsemiş: “Birini buldum!” demiş.

Sonra Altın Dağ’a gitmiş. Dağ eskiden altın gibi parlar, güneş ışığında göz kamaştırırmış. Şimdi ise simsiyah taşlarla kaplıymış. Zirvede büyük bir kartal oturuyormuş.

Lila ona yaklaşmış ve “Altın rengini arıyorum,” demiş.

Kartal kanatlarını açmış ve “Cesur olanlar altını bulabilir. Zirveye çık, ama dikkat et; rüzgar seni deneyecek,” demiş.

Lila derin bir nefes almış, dağa tırmanmaya başlamış. Rüzgar onu savurmuş, taşlar kaymış, ama Lila pes etmemiş. En sonunda zirveye ulaştığında bir altın yaprak bulmuş. Yaprağı eline alınca dağ ışıldamaya başlamış, taşlar yeniden altına dönüşmüş.

Lila gülümsemiş: “İkinci rengi de buldum.” demiş.

Son olarak Gül Vadisi’ne gitmiş. Burası eskiden binlerce kırmızı güle ev sahipliği yaparmış ama şimdi tüm güller beyazmış.

Lila üzüntüyle etrafa bakarken bir kelebek gelmiş. “Kırmızı rengi geri getirmek istiyorsan kalbini dinle,” demiş. “Sevdiğin her şeyi düşün.”

Lila gözlerini kapatmış; ormanı, dostlarını, kuşları, çocukların gülüşlerini ve sincap dostunu düşünmüş. Kalbi sıcacık olmuş. Bir anda çevresinde kırmızı ışıklar dönmeye başlamış. Beyaz güller yavaşça kırmızıya dönmüş.

Lila’nın kalbinden yayılan sevgi vadinin her yanını sarmış.

Üç rengi de bulan Lila, ormanın ortasına dönmüş. Elindeki değneği kaldırmış ve “Renkler, geri dönün!” diye seslenmiş. O anda gökyüzünde dev bir gökkuşağı belirmiş. Ağaçların yaprakları yeniden yeşermiş, çiçekler açmış, kuşlar şarkı söylemeye başlamış. Orman yeniden hayat bulmuş.

Sincap koşarak gelmiş, “Başardın Lila!” demiş.

Lila gülümsemiş ve “Renkler sadece büyüyle değil, sevgiyle yaşar,” demiş.

“Kalbimizde sevgi oldukça hiçbir renk kaybolmaz.”

O günden sonra Renkli orman daha da güzel olmuş. Çocuklar ormanda oyun oynamaya devam etmiş, kuşlar hiç susmamış. Lila her sabah çiçeklerin üstünde dans ederek renkleri tazelemiş. Ve her akşam gökyüzüne baktığında gökkuşağının ortasında kendi ışığını görmüş.

Ve o günden sonra hiç kimse Renkli Orman’ın renklerini kaybetmemiş.

Bu Peri Masalımızı Beğendiyseniz…

Benzer masallarımız için keşfedin:

Yeni bir Peri Kızı Masalımı arıyorsunuz? Peri Masalları sayfamızı ziyaret edin!