Küçük Patates

Küçük Patates

كان يا ما كان في قديم الزمان، كانت قطة ذات أذنين كبيرتين تطارد أسدًا، وكان الأسد ينبح والقطة تزأر، فخاف الأسد كثيرًا واختبأ بسرعة.

Bir varmış bir yokmuş, kepçe kulaklı bir kedi bir aslanı kovalamış. Aslan havlamış, kedi kükremiş ve aslan çok korkup hemen saklanmış

كان هناك تنين كبير يختبئ داخل حذاء صغير. نعم، يختبئ! لا تقل إن الحذاء صغير، ربما هذا التنين مختلف.
Koca bir ejderha küçücük bir ayakkabının içine saklanmış. Saklanır mı saklanır! “Ayakkabı küçük” demeyin; belki bu ejderha başkadır.

في بلد قريب جدًا، كانت هناك بطاطا تعيش مع عائلتها تحت الأرض مثل كل البطاطا.
Çok yakın bir ülkede, bir patates ailesiyle birlikte yaşarmış. Diğer patatesler gibi toprağın altında yaşarmış.

كانت البطاطا الصغيرة تلعب مع أصدقائها تحت الأرض، وكان ملك البطاطا يخبرهم كل يوم ماذا يوجد فوق الأرض.

Patates küçük arkadaşlarıyla toprağın altında oyun oynarmış. Patateslerin Kralı her gün onları çağırır, yukarıda neler olduğunu anlatırmış.

كانت البطاطا الصغيرة تحلم دائمًا وتنسى كل شيء من شدة الحماس. وفي يوم من الأيام خرجت من تحت الأرض وهي تقفز.

Bizim patates heyecandan hayallere dalarmış. Bir gün hoplaya zıplaya toprağın altından çıkıvermiş.

عندما خرجت، شعرت بدفء الشمس وخافت قليلًا، لكنها قالت: ما هذا الشيء الجميل؟ هذا هو الذي قاله الملك! الشمس!
Çıkar çıkmaz güneşin sıcaklığını hissetmiş, önce korkmuş ama sonra “Aaa! Ne güzel bir şey bu! Kral’ın anlattığı şey bu olmalı: Güneş!” demiş.

قالت: الشمس بعيدة لكنها دافئة مثل التراب. وشعرت البطاطا الصغيرة بالراحة.
“Güneş uzakta ama toprağın içi gibi sıcacık,” diye düşünmüş ve rahatlamış.

ورأت طفلين يركضان يمينًا ويسارًا، فنظرت إليهما بإعجاب وقالت: ربما هذه هي الأقدام التي تحدث عنها الملك.
Sonra sağa sola koşan iki çocuk görmüş. Onlara hayran hayran bakmış: “Demek ayak dedikleri bu!”

عندما اقترب الأطفال، خافت البطاطا الصغيرة واختبأت خلف حجر.
Çocuklar yaklaşınca patates korkup bir taşın arkasına yuvarlanmış.

رأت شيئًا دائريًا يركله الأطفال ولم تفهم ما هو. لم يكن يشبه البطاطا، كان يقفز كثيرًا.
Çocukların ayaklarıyla vurdukları yuvarlak şeyi görünce şaşırmış. Bu şey patatese benzemiyor, zıplayıp duruyormuş.

كان الشيء دائريًا وعليه صور، وكان يضحك الأطفال كثيرًا.
Üstünde resimler olan yuvarlak şey çocukları çok eğlendiriyormuş.

عادت البطاطا الصغيرة إلى تحت الأرض بسرعة لتخبر الملك وأصدقاءها بما رأت.
Küçük patates hemen toprağın içine girip gördüklerini Kral’a ve arkadaşlarına anlatmış.

قال الملك: هذا الشيء اسمه “كرة”. كل الأطفال يحبون اللعب بالكرة.
Kral Patates, “Bu şeyin adı top. Bütün çocuklar topla oynamayı sever,” demiş.

تعلمت البطاطا الصغيرة معنى كلمة “لعبة” لأول مرة في حياتها.

Patates o gün “oyuncak” kelimesinin anlamını ilk kez öğrenmiş.

وفي تلك الليلة، نامت البطاطا الصغيرة سعيدة في مكانها الدافئ تحت الأرض.
O gece küçük patates toprağın altındaki sıcak yuvasında mutlu mutlu uyumuş.

حلمت أن تكون لها كرة خاصة يومًا ما، وقالت قبل النوم: يا ليت كانت لدي كرة!
Rüyasında bir gün kendine ait bir topu olmasını dilemiş: “Keşke benim de bir topum olsa…” diyerek uykuya dalmış.

Bu Arapça Hikayemizi Beğendiyseniz.

Anadolu’nun Yasak Aşkı ve Alaadin’in Sihirli Lambasını okumak ister misiniz?

Daha fazlası için Arapça Hikayeleri sayfamızı ziyaret edin!

Yorum bırakın

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir