Bir varmış bir yokmuş.
Dağların eteğinde, küçük bir kasabada Belisima adında bir kız yaşarmış. Sessiz, sakin bir çocukmuş. Bir gün okuldan dönerken yol kenarında üşüyen yavru bir köpek görmüş. Hayvan tir tir titriyormuş. Belisima montunu çıkarıp köpeği sarmış ve eve götürmüş.
Eve girince annesi kapının önünde durmuş. “Belisima, bu ne?” diye sormuş.
Belisima, “Yolda buldum anne. Bıraksam donacaktı.” demiş.
Annesi kısa bir süre bakmış. “Bu ev hayvan kabul etmez. Bir iki gün bakarız, sonra yerine bırakırız.” demiş.
Belisima bir şey diyememiş. Köpeğe “Pati” adını vermiş, su vermiş, bir kutunun içine yatırmış. O gece köpeğin başında uyuyakalmış.
Gece yarısına doğru evde herkes uyuyunca annesi sessizce mutfağın ışığını yakmış. Pati’yi kutudan almış, dış kapıyı ses çıkarmadan açmış. Soğuk bir rüzgar içeri dolmuş.
Köpek hafif bir ses çıkarmış ama annesi kucağında sıkıca tutmuş. Kasabanın dışına doğru yürümüş, ormanın girişine varmış. Karanlıkta etrafına bakıp derin bir nefes almış. “Senin yerin ev değil” demiş kendi kendine.
Köpeği toprağın üstüne bırakmış. Pati birkaç adım kadının peşinden gitmek istemiş ama kadın elini kaldırıp, “Haydi git. Burada kal” demiş. Sonra arkasını dönüp eve yürümüş.
Belisima uyanınca ilk iş köpeğe bakmak istemiş. Kutunun boş olduğunu görünce hemen seslenmiş:
“Anne! Pati yok!”
Annesi hiç yüzünü çevirmeden, “Sabah erkenden ormana götürdüm. Sokak hayvanları orada daha kolay yaşar” demiş.
Belisima bir süre sessiz kalmış. Gözleri dolmuş ama annesinin yanında ağlamamayı küçük yaşta öğrenmiş; sessizce odadan çıkıp bir köşeye oturmuş.
Aradan birkaç gün geçmiş. Bir akşam Belisima, evde yaşanan küçük bir tartışmanın ardından dışarı çıkmış.
Rüzgar sert esiyormuş. Kız, düşünmeden adımlarını ormana doğru atmış; “Belki Pati hala oradadır,” diye düşünmüş.
Ormanın içine girdikçe karanlık büyümüş. Dalların sesi ürkütüyormuş. Bir süre sonra hangi yoldan geldiğini karıştırmış.
“Ben bu taşın yanından geçmemiştim” diye mırıldanmış ama iş işten geçmiş.
Gecenin sonunda kız üşümeye başlamış, bir ağacın altına kıvrılmış. Sabah olduğunda yol aramış ama nereye bassa aynı ağaçlar çıkmış. Birkaç gün böyle geçmiş.
Bir gün dere kenarında su içerken ayağını kaydırmış, bacağı çalıların arasında çizilmiş. Yağmur yağmış, saçları sırılsıklam olmuş. Uyumak için kuru bir yer bulamamış. Geceleri kurt sesleri duyuyor, gövdesini bir ağaca yaslayıp gözlerini kapatıyormuş.
Zaman geçtikçe sesi kısılmış, yürüyüşü yavaşlamış. Günler sonra dudakları çatlamış, üstü başı çamur olmuş.
Bu sırada köyde kıyamet kopmuş. Annesi sabah Belisima’nın yatağını boş görünce bağırmış: “Belisima yok! Belisima kayboldu!”
Köylüler bir araya gelmiş. Erkekler fenerler yakmış, gençler sopalarla yollara düşmüş. Kadınlar ev ev dolaşıp, “Belisima’yı gören oldu mu?” diye sormuş.
Her gün orman taranmış, her gece ateşler yakılmış. Ama hiçbir iz bulunamamış. Her günün sonunda annesi aynı cümleyi kuruyormuş:
“Bugün de yok… bugün de bulamadık…”
Bir akşamüstü, köylüler arama için hazırlanırken, uzaktan bir köpek sesi duyulmuş. Kasabanın girişine doğru bir köpek koşarak geliyormuş.
Tüyleri çamurlu, gövdesi incelmiş bir köpek.
Kadınlardan biri, “Bu, o günkü yavru değil mi?” demiş.
Herkes dikkatle bakınca tanımış: “Bu Pati!”
Pati kimseye aldırmadan ormanın tarafına dönüp havlamış. Sanki “Peşimden gelin” dermiş.
Köylüler hemen bir grup oluşturmuş. Pati önde, insanlar arkada yürümüş. Köpek kimi yerde durup arkaya bakıyor, kimi yerde hızlanıyormuş.
Uzun bir yürüyüşün sonunda büyük bir meşe ağacının dibine gelmişler. Pati havlamaya başlamış.
Köylüler yaklaşınca ağacın dibinde oturan küçük bir siluet görmüşler. Belisima büzülmüş, yorgun ve gözleri donuk bir halde oturuyormuş. Kıyafetleri çamur içinde, çorapları yırtılmış.
Köylü kadınlarından biri, “Ah kızım, bu hale nasıl düştün?” demiş.
Belisima titreyerek konuşmuş: ‘Pati olmasaydı… ben bu ormandan çıkamazdım.’”
Pati kızın yanına çökmüş. Belisima köpeğin boynuna sarılmış. Köylüler Belisima’yı kasabaya götürmüş. Annesi evin kapısında onu görünce dizlerinin üzerine çökmüş.
“Kızım… sonunda geldin,” demiş.
Belisima annesinin yanına gelmiş ama gözlerini kaçırmış.
“Anne… Pati beni kurtardı,” demiş. Köpek sessizce kenarda durmuş.
Kasabalılar olan biteni duyunca şöyle demeye başlamış: “İnsan bazen küçücük bir iyiliğin kıymetini bilmez, ama hayvanlar unutmuyor işte.” O günden sonra Pati Belisima’dan hiç ayrılmamış.
Ama Belisima’nın içindeki kırgınlık kolay kolay geçmemiş. Kasabada herkes bunu konuşurmuş.
Ve masal, herkesin dilinde kalan şu sözle biter olmuş:
“Bir çocuğun kalbini inciten, bazen bir ormanı incitir.”
Bu Köpek Masalını Beğendiyseniz…
Maymun Masalı veya Timsah Masalı okumak ister misiniz?
Daha fazlası için Hayvan Masalları sayfamızı ziyaret edin!



