Tembel Kız Masalı

Tembel Kız Masalı

Ormanda yaşayan Tembel Kız, tembelliği yüzünden pişen ördeği kaybeder; yaşadığı utanç onu çalışkan ve mutlu bir gelin yapar.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal, pireler berber iken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken… Uzak bir köyde, yemyeşil ormanların kenarında şirin bir evde bir karı koca yaşarmış.

Bu karı kocanın bir kızları varmış. Kızları o kadar güzelmiş ki, görenler hayran kalırmış. Ama ne yazık ki, onu el bebek gül bebek büyütmüşler. Hiç iş yaptırmamışlar, elini sıcak sudan soğuk suya sokmamışlar. Kız büyümüş serpilmiş, ama hiçbir ev işi öğrenmemiş. Yerinden kalkmaya bile üşenir olmuş. Köy halkı ona Tembel Kız demeye başlamış.

Tembel Kız bütün gün yatakta yatarmış, annesi çağırdığında “Birazdan kalkarım” der, ama kalkmazmış. Babası “Kızım, şu odayı süpür” dediğinde, “Yoruldum baba” diye mızmızlanırmış. Annesi babası ona özel bir gelberi yaptırmış ki, oturduğu yerden uzanıp işlerini yapabilsin. Ama yine de tembelliği bırakmamış.

Günler aylar geçmiş, Tembel Kız evlilik çağına gelmiş. Annesi babası, “Artık evlendirelim şu kızı, belki akıllanır” diye düşünmüşler. Köyün en iyi avcılarından biriyle evermişler onu. Avcı genç, yakışıklı ve çalışkan bir delikanlıymış. Düğün dernek kurulmuş, Tembel Kız gelin olmuş.

Avcı koca bir gün ava gitmiş. Ormanda güzel bir ördek vurmuş. Eve dönmüş, ördeği temizlemiş, tencereye koymuş ateşe. Tekrar ava çıkacakmış. Karısına dönüp, “Hanım, ördeği ateşe koydum, ara sıra karıştır da yanmasın” demiş. Tembel Kız, yumuşak yatağında uzanırken, “Tamam kocacığım, olur” demiş. Ama yerinden bile kıpırdamamış. Gözleri kapanmış, uyuyakalmış.

Aradan saatler geçmiş. Kapı çalınmış. Eve yaşlı bir dilenci gelmiş. “Allah rızası için bir lokma ekmek” diye yalvarmış. Tembel Kız gözlerini zorla açmış, “Mutfak yan tarafta, kendin al geç” demiş. Yerinden kalkmaya üşenmiş yine.

Dilenci mutfağa girmiş. Bir de bakmış ki ocakta mis gibi ördek pişiyor! Hemen ördeği torbasına koymuş. Tencerenin içine de ayakındaki pis çarıklarını atmış. Sonra Tembel Kız’ın yanına gelmiş. “Sağ ol hanımcığım, ekmeği aldım. Şimdi sana bir türkü söyleyeyim de gideyim” demiş ve başlamış söylemeye:

“Senin gaga benim torba içinde,

Benim çarık senin çorba içinde,

Sen yat kaba yatak yorgan içinde,

Ben yiyecem gagayı orman içinde!”

Türküyü söyleyip gülerek çekip gitmiş dilenci.

Akşam olmuş, avcı koca eve dönmüş. “Hanım, ördek pişti mi? Acıktım” demiş. Tembel Kız uyanmış, olan biteni anlatmış. “Bir dilenci geldi, bana bu türküyü söyledi” deyip türküyü tekrarlamış.

Avcı durumu hemen anlamış. Ördeğin çalındığını, tencerede çarık kaynadığını görünce çok kızmış. “Bu kadar tembellik olur mu? Yerinden kalkıp bakmadın mı ateşe? Kapıyı bile kapatmadın!” diye azarlamış karısını.

Tembel Kız utancından yerin dibine geçmiş. Gözleri dolmuş, “Haklısın kocacığım, bundan sonra tembellik yapmayacağım” demiş. O günden sonra gerçekten değişmiş. Sabah erken kalkar, evi temizler, yemek yapar, kocasına yardım edermiş. Köy halkı şaşırıp kalmış: “Vay, Tembel Kız çalışkan olmuş!”

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gökten üç elma düşmüş: Biri bana, biri sana, biri de bu masalı dinleyen çalışkan çocuklara…

Masalın Ahlakı

Bu masal bize şunu öğretiyor: Tembellik insanı utandırır, çalışkanlık ise mutluluk getirir. Ne kadar güzel olursan ol, tembellikle hiçbir şey elde edemezsin. Erken kalkan yol alır, çalışan kazanır!

Bu Tembel Kız Masalını Beğendiyseniz:

Yorum bırakın

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir