Bir varmış, bir yokmuş. Çok eski zamanlarda her sokağında çiçeklerin açtığı küçük ve güzel bir şehir varmış. Bu şehirde Kerem adında bir çocuk yaşarmış. Kerem, kuşların nasıl uçtuğunu ve bulutların neye benzediğini hep merak edermiş.
Kerem’in dedesinin eski bir dükkanı varmış. Bu dükkanda çok ilginç eşyalar bulunurmuş. Bir gün Kerem, dükkanın köşesinde rulo yapılmış, üzerinde parlak yıldızlar olan eski bir halı görmüş. Halı o kadar güzelmiş ki hemen yanına gitmiş.
Dedesi, Kerem’e bakıp gülümsemiş. “Bu halı sıradan bir halı değil Kerem. Bu bir Uçan Halı!” demiş.
Kerem heyecanla halının üzerine oturmuş. “Keşke uçabilseydim” diye düşünmüş. Birden halı yerinden oynamış. Pırrr! diye havalanmış. Kerem önce şaşırmış ama sonra çok mutlu olmuş. Halı, dükkanın kapısından dışarı süzülmüş.
Halı yavaş yavaş yükselmiş. Kerem aşağıya bakmış. Evler minicik görünüyormuş. Sanki bir oyuncak şehir gibiymiş! Kerem, “Uçuyorum! Gerçekten uçuyorum!” diye bağırmış. Rüzgar yüzüne tatlı tatlı esiyormuş.
Halı, Kerem’i bembeyaz ve yumuşak bulutların yanına götürmüş. Kerem elini uzatıp bir buluta dokunmuş. Bulutlar pamuk gibiymiş ama elini sürünce hemen dağılıyormuş.
O sırada yanlarına küçük bir kuş gelmiş. Kuşun adı Maviş’miş. Maviş, “Merhaba Kerem! Gökyüzüne hoş geldin” demiş. Kerem çok şaşırmış. “Sen konuşabiliyor musun?” diye sormuş. Maviş, “Burada her şey sihirli Kerem, haydi beni takip et!” demiş.
Beraber gökyüzünde süzülürken bir ağlama sesi duymuşlar. Bu ses, küçük bir yıldızdan geliyormuş. Yıldız, güneşin parlaklığından dolayı yolunu kaybetmiş. “Evimi bulamıyorum, gece olunca gökyüzünde olmam lazım” diyerek ağlıyormuş.
Kerem hemen, “Üzülme, biz sana yardım ederiz!” demiş. Kerem, Maviş ve Uçan Halı beraberce yıldızın evini aramaya başlamışlar. En sonunda gökyüzünün en yüksek yerine, Ay Dede’nin yanına gelmişler.
Kerem, küçük yıldızı nazikçe almış ve olması gereken yere bırakmış. Yıldız o kadar mutlu olmuş ki parlamaya başlamış. “Teşekkür ederim Kerem, artık hiç korkmuyorum” demiş.
Artık akşam oluyormuş. Gökyüzü turuncu ve pembe renklere boyanmış. Kerem’in biraz uykusu gelmiş. Uçan Halı, Kerem’in yorulduğunu hemen anlamış. Onu yavaşça aşağıya dedesinin dükkanına doğru götürmüş.
Halı, dükkanın önüne nazikçe konmuş. Kerem halıdan inmiş ve ona “Teşekkür ederim” diyerek sarılmış. Halı tekrar rulo olmuş ve yerine geçmiş. Kerem o gece yatağına yattığında çok mutluyumuş. Penceresinden dışarı bakınca kurtardığı yıldızın ona göz kırptığını görmüş.
Kerem o günden sonra her gece güzel rüyalar görmüş. Çünkü biliyormuş ki; ne zaman isterse hayal kurarak yeniden uçabilirmiş.
Gökten üç elma düşmüş. Biri bu güzel masalı anlatanın başına, biri masalı dinleyen uslu çocukların başına, biri de tüm sihirli halıların başına.
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine!



