Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, kocaman bir evde Tom adında gri bir kedi yaşarmış. Tom’un bu hayattaki en sevdiği iki şey; yumuşacık yastığında uyumak ve evin sahibi Bayan Terlik’in gözüne girmekmiş.
Ama bu evde bir de Jerry varmış! Jerry, duvarın içindeki gizli yuvasında yaşayan, fındık faresi kadar küçük ama cin gibi zeki, kahverengi bir fareymiş. Jerry’nin en sevdiği şey ise… Tabii ki peynirmiş!
Bir gün eve Bayan Terlik’in doğum günü için kocaman, sarı delikli bir peynir gelmiş. Kokusu o kadar güzelmiş ki, Jerry’nin minik burnu kilometrelerce öteden titreşmiş. “Mmm, nefis!” demiş Jerry karnını ovuşturarak.
Bayan Terlik, peyniri mutfak masasına koymuş ve Tom’u çağırmış: “Tom! Bu peynir çok değerli. Sabaha kadar başında nöbet tutacaksın. O yaramaz fare yanına bile yaklaşmasın, yoksa külahları değişiriz!” demiş.
Tom hemen asker selamı vermiş: “Emredersiniz!” Göğsünü kabartıp peynirin başına geçmiş. Gözlerini kocaman açmış, etrafı izlemeye başlamış.

Gece olmuş, herkes uyumuş. Sadece saatin “tik-tak” sesi duyuluyormuş.
Birden mutfağın diğer ucundan bir ses gelmiş: Tom hemen o tarafa fırlamış. Bir de bakmış, yerde bir kaşık. “Hımm, rüzgar düşürdü herhalde” diye düşünmüş.
Ama bu Jerry’nin planıymış! Tom kaşığa bakarken, Jerry tavandan sarkıttığı bir iple, bir ajan gibi sessizce masaya inmiş. Hedef Peynirmiş!

Tam peynire dokunacakken, ensesinde sıcak bir nefes hissetmiş. Tom arkasındaymış! Kedi, sinsi sinsi gülümseyerek pençesini kaldırmış.
Jerry paniklememiş. Hemen masadaki karabiberliği kaptığı gibi Tom’un burnuna tutmuş. Tom’un burnu kaşınmış, kaşınmış ve… “HAPŞUUUU!”
Tom öyle bir hapşırmış ki, çıkan rüzgarla kendi kendini geriye fırlatmış! Havada taklalar atıp duvara yapışmış: POF!

Kovalamaca başlamış! Jerry önde, Tom arkada mutfakta koşturuyorlarmış. Jerry tezgahta koşarken, bir kalıp tereyağını yere itmiş. Hızla gelen Tom, tereyağına bir basmış… VİİİJT! Buz pateni yapar gibi kayarak dosdoğru fırının kapağına toslamış: GÜM! Tom’un yüzü tava gibi dümdüz olmuş.
Tom sinirlenmiş. “Seni kurnaz fare, şimdi sana gününü göstereceğim!” demiş. Koşarak kilerden bir kova su, ipler ve bir makara getirmiş. Harika bir tuzak kurmuş: Jerry peynire yaklaşınca ip çekilecek, tavandaki su kovası Jerry’nin kafasına düşecekmiş.
Tom, koltuğun arkasına saklanıp beklemeye başlamış. Ama Jerry tuzağı çoktan görmüş! Sessizce yaklaşmış, tuzağın ipini çözüp gizlice Tom’un kuyruğuna bağlamış.
Tom, “Bu fare neden gelmiyor?” diye merakla ayağa kalkınca, kendi kurduğu ipi çekmiş ve… ŞAP! Kocaman bir kova buz gibi su, Tom’un başından aşağı dökülmüş! Bizim Tom oldu mu sana sırılsıklam bir kedi!
Tom şaşkın şaşkın ıslak tüylerine bakarken, Jerry zafer kazanmış bir komutan gibi masaya çıkmış. Peynirden boyu kadar kocaman bir parça koparmış.
Tam yuvasına kaçacakken, sırılsıklam ve üzgün duran Tom’a bakmış. Jerry’nin içi cız etmiş. Ne de olsa onlar birbirleri olmadan yapamayan iki ezeli düşmanmış. Jerry elindeki peynirden minicik bir kırıntı koparıp Tom’un önüne atmış. Sonra da göz kırparak, kıkır kıkır gülüp yuvasına dalmış.

Sabah Bayan Terlik mutfağa girince bir de ne görsün? Yerler ıslak, her yer tereyağı ve güzelim peynirin yarısı yok! “THOMAS!” diye bağırmış Bayan Terlik. Tom, masanın altında elindeki minik peynir kırıntısıyla titrerken, Jerry yuvasında karnı tok, sırtı pek, mışıl mışıl uyuyormuş.
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Bu kovalamaca hiç bitmez, yarına yeni macera başlar!
Masaldan Çıkarılacak Ders
Bu eğlenceli Tom ve Jerry hikayesi, çocuklara rekabetin içinde bile saygı olabileceğini öğretir. Bazen en büyük düşmanınız, en zor anınızda size yardım eden tek kişi olabilir. Ayrıca zeka ve kurnazlığın, kaba kuvvetten her zaman daha üstün olduğu, ancak iyi kalpliliğin hepsinden daha değerli olduğu anlatılır.
Ebeveynlere Not: Bu masal, çocuklarınızın hayal gücünü geliştirmek ve onlara klasik çizgi filmlerin tadını edebî bir dille sunmak için tasarlanmıştır. Akşam uyku öncesi okumaları için idealdir.



