Batman Masalı Oku

Batman Masalı

Batman Masalı: Gotham şehrinin koruyucusu Batman, yaramaz büyücü Joker’in çaldığı renkleri geri getirmek için macera dolu bir yolculuğa çıkıyor!

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; gökyüzüne kadar uzanan kocaman kuleleri olan, her caddesinde gümüş fenerlerin parladığı Gotham adında dev bir şehir varmış. Bu şehir gündüzleri pırıl pırıl parlar, geceleri ise yıldızların altında mışıl mışıl uyurmuş.

Bu şehrin en yüksek tepesinde çok eski ve çok güzel bir malikane varmış. Bu malikanede Bruce adında, nazik ve çok yardımsever bir adam yaşarmış. Bruce’un herkesin bilmediği çok büyük bir sırrı varmış. O, geceleri şehrin koruyucusu olan Batman’e dönüşürmüş!

Batman’in siyah, rüzgarda hışırdayan kocaman bir pelerini ve yarasa kulaklı bir maskesi varmış. Ama o korkutucu bir kahraman değilmiş; aksine, yardıma ihtiyacı olan herkesin en yakın dostuymuş.

Bir akşam, gökyüzünde kocaman ve yuvarlak bir ay varken, Batman malikanesinin altındaki gizli odasında çalışıyormuş. Birden şehrin meydanından garip bir ses gelmiş: Bip! Bip! Bip! Batman hemen dev ekranına bakmış. Şehrin en yaramaz büyücüsü Joker, meydandaki saat kulesinin tam tepesine çıkmış! Elinde dev bir fırçayla bulutları griye boyuyormuş.

Batman, “Bu işte bir gariplik var. Eğer Joker bulutları griye boyarsa, şehirde hiç gökkuşağı oluşmaz. Hemen gidip onu durdurmalıyım!” demiş kendi kendine. Hemen en hızlı arabasına binmiş. Bu araba o kadar hızlıymış ki giderken tekerleklerinden mavi kıvılcımlar çıkıyormuş. Vınnn! diye yola koyulmuş. Sokaklardan bir rüzgar gibi geçmiş.

Meydana vardığında Joker’in kahkahaları yankılanıyormuş. Joker, “Bak Batman! Bu gri boya bittiğinde Gotham artık en renksiz şehir olacak! Kimse oyun oynamak istemeyecek!” diye bağırmış.

Batman hemen arabasından inmiş. Pelerinini bir açmış ki sanki dev bir kuş gibi görünüyormuş. Joker’in yanına çıkmak için kemerinden özel kancalı tabancasını çıkarmış. Fısss! diye fırlatmış ipini ve saniyeler içinde kulenin tepesine tırmanmış.

Joker şaşırmış! “Olamaz, ne kadar da hızlısın!” demiş.

Batman gülümsemiş. “Hızlıyım çünkü bu şehri ve içindeki çocukları çok seviyorum Joker. Renklerimizi geri vermelisin.” demiş.

Joker, Batman’e şaka yapmak için cebinden renkli toplar çıkarmış ve hepsini havaya fırlatmış. Ama Batman çok çevikmiş! Topların arasından dans eder gibi geçmiş. Tam o sırada Batman’in aklına harika bir fikir gelmiş. Yanında taşıdığı özel “Işık Topunu” çıkarmış.

Bu top, güneş ışığı gibi parlıyormuş. Batman topu havaya fırlattığı an kulenin tepesi öyle bir aydınlanmış ki Joker’in gri boyaları puf diye yok oluvermiş! Gri bulutlar dağılmış ve yerine yeniden yıldızlar gelmiş. Joker, “Eyvah! Işık geldi, oyunum bozuldu!” diyerek şakasından vazgeçmiş ve evine gitmiş.

Şehir sakinleri pencerelerini açıp dışarı bakmışlar. Gökyüzü yeniden masmavi ve yıldız doluymuş. Herkes sevinçle el çırpmaya başlamış. Batman, kulenin tepesinden aşağıya, çocuklara el sallamış. Artık herkes güven içindeymiş.

Batman sadık dostu Alfred’in yanına, malikanesine dönmüş. Alfred ona bir bardak ılık süt ve taze kurabiyeler hazırlamış. “Yine harika bir iş çıkardın Bruce” demiş. Batman maskesini çıkarmış ve yorgun ama çok mutlu bir şekilde koltuğuna oturmuş.

O gece Gotham’daki tüm çocuklar yataklarında en renkli rüyalarını görmüşler. Çünkü biliyorlarmış ki; gökyüzünde yarasa amblemi parladığı sürece Batman onları her zaman koruyacakmış.

Gökten üç elma düşmüş. Biri bu güzel macerayı yaşayan cesur Batman’in başına, biri şehrini seven ve koruyan tüm çocukların başına, biri de bu masalı dinleyip mışıl mışıl uyumaya hazırlanan küçük kahramanların başına.

Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Gotham’ın ışıkları hiç sönmesin, çocukların uykusu hiç bölünmesin!

Bu Batman Masalını Beğendiyseniz:

Yorum bırakın

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir