Orman Yangını Masalı

Orman Yangını Masalı

Doğa ve çevre hikayeleri arasında yer alan bu masal, orman yangınını küçük bir papağanın cesaretiyle nasıl söndürdüğünü anlatıyor.

Çok ama çok eski zamanlarda, uçsuz bucaksız bir orman varmış. Güneş ışıkları yaprakların arasından altın teller gibi süzülür, kuşlar dallarda en güzel şarkılarını söylermiş. Tavşanlar çayırlarda zıplar, sincaplar ağaç gövdelerinde koşturur, geyikler sessiz adımlarla su kenarına iner, rengarenk kuşlar gökyüzünde daireler çizermiş.

Bu ormanda yaşayan tüm canlılar birbirine saygılıymış. Her hayvan kendi yerini bilir, kimse diğerine zarar vermezmiş. Orman yalnızca hayvanlar için değil, insanlar için de çok değerliymiş: Temiz hava verir, serin gölgeler sunar, meyve ve su kaynaklarıyla yaşamı besler, adeta dünyanın kalbi gibi atarmış. Bu yüzden ormanı korumak herkesin göreviymiş.

Bir yaz günü, neşeli bir aile bu ormana piknik yapmaya gelmişler. Anne ve baba, çocuklarıyla birlikte çadır kurmuş; çocuklar oyunlar oynamış, kahkahaları ormana karışmış. Akşam olunca küçük bir ateş yakıp yemekler pişirmiş ve sohbet etmişler.

Ancak eve dönme vakti geldiğinde acele etmişler. Ateşi tamamen söndürdüklerini sanarak oradan ayrılmışlar. Oysa küllerin altında gizlenen küçük bir köz hala sıcakmış. Rüzgar estiğinde bu köz kuru yaprakların arasına sürüklenmiş.

Bir anda ince bir duman yükselmiş. Ardından alevler kuru dalları sarmış, yangın kısa sürede büyümüş. Çatırtılar ormanı doldurmuş, duman gökyüzünü kaplamış. Hayvanlar korkuyla yuvalarından çıkmış, panik içinde kaçışmaya başlamış.

O sırada gökyüzünde uçan küçük bir papağan dumanı fark etmiş. Yukarıdan baktığında yangının hızla yayıldığını görmüş.

“Yangın! Yangın! Nehre koşun!” diye haykırmış.

Kendisi nehre uçmuş, ama aşağı baktığında kalbi sıkışmış: Birçok hayvan alevler arasında sıkışmış, kaçamıyormuş!

“Bir şeyler yapmalıyım!” diye düşünmüş. Nehre dalmış, tüylerini ıslatmış ve yangının üstüne uçmuş. Sıcaklık dayanılmazmış, duman gözlerini yakıyormuş, alevler her yandan saldırmış. Ama korkmadan geçmiş, kanatlarını çırpıp birkaç damla suyu alevlere dökmüş. “Hıssss!” diye buhar olmuş damlalar.

Yine de vazgeçmemiş! Defalarca nehre gidip gelmiş, her seferinde birkaç damla su taşımış. Tüyleri yanmış, ayakları kavrulmuş, ciğerleri acımış. Ama “Pes etmeyeceğim!” diye uçmaya devam etmiş.

Onun bu hali yalnızca hayvanların değil, gökyüzünün de dikkatini çekmiş. Bulutlar yavaş yavaş toplanmış. Önce hafif bir rüzgar esmiş, sonra gök gürlemiş.

Birden gökten yağmur damlaları düşmeye başlamış. Damlalar kısa sürede şiddetli bir yağmura dönüşmüş. Yağmur alevlerin üzerine dökülmüş, ateşi söndürmüş ve dumanı dağıtmış.

Hayvanlar saklandıkları yerlerden çıkıp küçük papağanın etrafında toplanmışlar. “Yaşasın cesur papağan!” diye sevinçle bağırmışlar. Yanmış topraklarda artık çiçekler açmış, ağaçlar yeniden yeşermiş. Orman tekrar eski mutluluğuna kavuşmuş.

Bu masal bize şunu anlatır: Küçük bir dikkatsizlik büyük felaketlere yol açabilir. Ama ne kadar küçük olursak olalım, sorumluluk alıp elimizden geleni yaparsak büyük değişimlerin başlangıcı olabiliriz.

Bu içerik masalbaz tarafından yazılmıştır, başka kaynaklarda kullanılması durumunda kaynak belirtilmesi zorunludur.

Yorum bırakın

Yorum Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir