Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde, yeşil tepelerin arasında küçük bir kasabada, Ali isminde bir çocuk yaşarmış. Ali’nin en büyük hayali, bir arabaya sahip olmakmış. Ama ailesi fakirmiş, öyle güzel bir araba alacak paraları yokmuş. Ali her gün okul dönüşü, kasabanın meydanındaki eski arabaları izler, “Keşke benim de bir arabam olsa” diye içinden geçirirmiş.
Bir gün, Ali ormanda oynarken, eski bir ağacın dibinde paslanmış bir oyuncak araba bulmuş. Küçük, kırmızı bir araba, tekerlekleri biraz yamukmuş ama Ali çok sevinmiş. “Sen benim en iyi arkadaşım olacaksın!” demiş ve arabayı temizleyip cebine koymuş. Eve dönerken, arabayı elinde çevirip duruyormuş. Tam o sırada, bir rüzgar esmiş ve araba birden parlamaya başlamış. Ali şaşırmış, çünkü bu sıradan bir oyuncak değilmiş.
Ali eve varınca, arabayı masanın üstüne koymuş. “Keşke sen büyüsen ve beni gezdirsen” demiş içinden. Bir de ne görsün! Araba birden büyümeye başlamış, gerçek bir araba olmuş. Kırmızı boyalı, parlak farları olan, motoru vızır vızır çalışan bir araba! Ali atlamış içine, “Haydi gidelim!” demiş. Araba kendi kendine hareket etmiş, kasabanın sokaklarında dolaşmaya başlamışlar. Ali mutluluktan uçuyormuş, “Vay be, ne kadar hızlısın!” diyormuş.
Ertesi gün, Ali sihirli arabayla arkadaşlarını gezdirmiş. Önce ormana gitmişler, sonra nehre, hatta dağın tepesine çıkmışlar. Kasabadaki çocuklar kıskanmaya başlamış. “Ali’nin arabası nasıl bu kadar özel?” diye sormuşlar. Birkaç gün sonra, kasabanın zengin tüccarı bunu duymuş. “O araba benim olmalı!” demiş ve adamlarını göndermiş. Adamlar Ali’yi takip etmiş, sihirli arabayı görmüşler. “Bu araba her yere gidebiliyor, hiç yorulmuyor!” diye şaşırmışlar ve tüccara anlatmışlar.
Tüccar, “Getirin o arabayı bana!” demiş. Adamları Ali’yi yakalamış, arabayı almışlar. Ali ağlamış, “Lütfen geri verin, o benim arkadaşım!” demiş ama tüccar dinlememiş. Tüccar arabaya binmiş, “Haydi, beni dünyanın en zengin yerine götür!” demiş. Araba hareket etmiş ama tüccar o kadar açgözlüymüş ki, “Daha hızlı, daha fazla altın!” diye bağırmış. Araba hızlanmış, hızlanmış, ama tüccar dengesini kaybedip arabadan düşüvermiş. O sırada araba kendi kendine geri dönmüş ve Ali’nin yanına gelmiş!
Ali sevinmiş ve düşünmüş: “Bu araba sihirli ama tehlikeli olabilir. Herkes onu istiyor, kavgalar çıkıyor.” demiş. En iyisi, arabayı ormana geri götürmek diye karar vermiş. Ormana varınca, arabaya “Teşekkür ederim arkadaşım, ama seni özgür bırakıyorum” demiş. Araba küçülmüş, eski haline dönmüş ve ağacın dibine saklanmış.
Ali eve dönmüş, ama artık üzgün değilmiş. Babasıyla birlikte eski bir bisiklet tamir etmişler, sonra onu arabaya çevirmek için çalışmışlar. Günler geçmiş, Ali kendi elleriyle küçük bir oyuncak araba yapmış. Oynamış, gezdirmiş. Anlamış ki, sihirli şeyler eğlenceli ama asıl mutluluk, emekle yapılan şeylerdeymiş. Kasabada artık herkes kendi hayallerini gerçekleştirmek için çalışmaya başlamış.
Başka masallarda buluşmak dileğiyle.
Bu Araba Masalını Beğendiyseniz…
Benzer heyecanlı serüvenler için keşfedin:
- ➜ Şimşek Mcqueen Masalı için tıklayın.
Yeni bir araba hikayesi mi arıyorsunuz? Macera Hikayeleri sayfamızı ziyaret edin!



